Kürsad GÜRKANLI
Gerek-Mançu Çin Hanedani yönetimleri, gerek Milliyetçi Çin Hükûmetleri, gerekse Komünist Çin yönetimi Dogu Türkistan, Tibet, Iç Mogolistan gibi isgalleri altinda tuttuklari bölgeler deki milletlerin dillerini, dinlerini, örf ve adetlerini kisacasi milletleri millet yapan degerleri yok etmek için her türlü baskiyi, siddeti uygulamaktadirlar. Çin isgali altinda tuttugu bölgelerdeki milletlerin ''millî kimliklerini'' yok etmek için her türlü vasitayi kullanmaktadir. 1884'te Dogu Türkistan'a ''Sinkiang'' adim takan Çinliler, Dogu Türkistan'in bir Türk ülkesi oldugunu inkâr etme yoluna gitmisle rdir. Dogu Türkistan ' m Türklügünü inkar etmeyi devlet politikasi haline getiren Çinlilerin ileri sürdükleri iddialar ise ilmi gerçeklerle bagdasmayacak, basit ve sovanist iddialardir.
Çinlilerin iddiasi sudur:
“Kuzeyden gelen göçebelerle (Türkler), bölgede yasayan Çin halkinin(!)* karisip, kaynasmasi sonucu bugünkü Sinkiang halki(!)** meydana gelmistir.”demektedir.
Tarihin en eski devirlerinden itibaren Türk vatani olan Dogu Türkistan ve Dogu Türkistan Türklügü akla, mantiga, ilme uymayan iddialarla inkâr edilmektedir. Dogu Türkistan topraklari tarihîn en eski devirlerinden itibaren Türk yurdu olmustur. Dogu Türkistan topraklan ya birçok Türk devletinin kuruldugu yer olmus veya Türk Devletlerinin önemli siklet merkezi olmustur.
Kronolojik sira ile Dogu Türkistan da hüküm süren Türk Devletleri söyle siralanabilir:
Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlilar, Büyük Selçuklular, Cengizhan'in kurdugu Türk-Mogol Devleti, Timur Devleti gibi Cihan sümul Türk Devletleri kuruldugu gibi, bölgesel bir güç olarak kurulan Saidiye Devleti, Yakup han Devleti (Kasgarya Devleti) gibi Türk Devletleri ile 1933 'te Dogu Türkistan Islâm Cumhuriyeti, 1944 'te Dogu Türkistan Cumhuriyeti gibi Türk Devletleri kurulmustur.
Türk Dilinin ilk lügati olan Divan-i Lügati't Türk, Dogu Türkistan'in Kasgar Sehrinden olan Kasgarli Mahmud tarafindan hazirlanip Türklüge armagan edilmistir.
Büyük Türk Dünyasinin önemli bir parçasini teskil eden Dogu Türkistan, Türk dünyasinin kopmaz bir parçasidir.
Dogu Türkistan Türklügü, Çin Yönetimini Hiç Bir Zaman Mesru Yönetim Olarak Tanimamistir.
Her dönemde Istiklâl mücadelesine atilan Dogu Türkistan Türklügünün istiklâli çok yakindir.
Istiklâl Marsi sairimizin dedigi gibi:
BELKI YARIN BELKI YARINDAN DA YAKIN
Biz asil konumuz olan nüfus meselesine dönelim. Tarih boyunca bütün Çin yönetimlerinin ortak politikalarindan biri, ülkelerinde yasayan azinliklari ve isgalleri altinda tuttuklari ülkelerdeki milletleri, sindirme ve asimile etmektir. Çinli olmayanlari asimile etmek Çinlilestirmek ''ÇIN'IN DEVLET POLITIKASIDIR.'' Çin'de yöneticiler, yönetim sistemi, rejim degisebilir; ancak Çin'in asimile etme politikasi asla degismez. Çin'in asimile etme politikasina somut örnekler verelim.
Göktürklerden kalan Bilge Kagan, Kül Tigin ve Tonyukuk abidelerinde, Çin'in hileleri uzun uzun anlatilmakta ve Çin'in asimile politikasindan bahsedilmektedir. Göktürklerin zayifladigi dönemlerde, Çin yöneticilerinin Göktürk Hakanindan Türk gelenek ve adetlerini birakmalarini, Çin adetlerini benimsemelerini, Çinliler gibi giyinmelerini istedikleri tarihî belgelerle sabittir.
Günümüzde ise Dogu Türkistan Türklerine, Çinlilerle evlenmeleri için ekonomik siyasi her türlü baski yapmaktadir. Görülüyor ki Çin ' de yöneticiler sistem degismistir, ancak asimile etme politikasi dün oldugu gibi bu günde sürmektedir. Bu konuya deginmemizin asil sebebi asimile etmeyi ''devlet politikasi '' haline getiren bir ülkenin, ülkesinde yasayan azinliklar ve isgali altinda tuttugu topraklarda yasayan milletler hakkinda '' gerçek bilgileri'' vermeyecegini göstermek içindir.
*Dogu Türkistan'in nüfusu Mehmet Atif'in '' Kasgar Tarihi'' isimli eserinde; 4. 779. 700 olarak gösterilmistir. Kasgar tarihî isimli eserdeki nüfus 1876 yilina aittir.(1)
*Kasgar Piyade Askeri Kumandani Mehmet Han'in, Yakup Han'in ölümü üzerine Dogu Türkistan'in Çin istilâsina ugramasini anlattigi 25 Aralik 1879 tarihli, lahikada Dogu Türkistan'in nüfusu 5.000.000(Bes milyon) olarak belirtmesi(2) Kasgar Tarihi isimli eserin güvenirligini ortaya koydugu gibi, 3 yil içinde Türk nüfusunda meydana gelen artisi göstermesi bakimindan da önemlidir.
*1938 yilinda Çinli genel Vali, Sin si-Sey'in yaptigi sayima göre Dogu Türkistan'in nüfusu 4.774. 7782'dir.(3) 929 yilina ait bir Çin kaynagi Dogu Türkistan'in nüfusunun 4-6 Milyon arasinda oldugunu belirtmektedir ( 4 ) .
*Mao Ze Dung, Seçme eserler isimli eserinin 5. cildinin ''Tibet deki Orduya talimatlar'' bölümünde Dogu Türkistan da 9 Milyon Insan yasadigi belirtmektedir(5).
*1944 'de kurulan Dogu Türkistan Cumhuriyeti döneminde 5 milyon aileye, kimlik belgesi dagitilmistir(6). Burada verilen kimlik ferdi olmayip, her aile için bir kimlik verilmistir.
Türk aile yapisi incelendiginde, ailenin ortalama 5-6 kisiden olustugu görülecektir. Bundan hareketle Dogu Türkistan da, 1944'te aile ortalamasini 3-4 gibi düsük bir rakama indirdigimizde dahi, Dogu Türkistan'in nüfusunun 15-20 Milyondan(1944) asagi olmayacagi ortadadir.
Komünist Çin Yönetimi ise sadece Çinli olmayan milletleri degil, Müslümanlari da yok etme politikasi gütmüstür. 1936 nüfus sayimina göre 47.437.000 olan Çinli Müslümanlarin sayisi, 1953'te 10 Milyon olarak gösterilmistir. Çinli Müslümanlarda ise dogum orani Çinlilerden yüksektir(7).
Çin ekonomisi uzun yillar tarima dayali bir ekonomi özelligini korumustur. Mao Ze Dung'un ölümünden sonra baslayan ekonomide yumusama sürecine ragmen Çin de hâlâ halkin büyük bir kisminin geçim kaynagi tarimdir. Tarim toplumlarinin ise sanayilesmis toplumlara göre nüfus artis hizlari çok fazladir.
1969–1979 yillari arasinda Çin nüfusu 167.5 milyon artmistir.
1971 yilinda ise Çin'in nüfusu % 2.34 oraninda artmistir(8).
Dogu Türkistan'in nüfus artis hizini Bati Türkistan ile karsilastirdigimizda saglikli sonuçlar elde edebiliriz. Dogu Türkistan ile Bati Türkistan arasinda tarihî, kültürel baglar çok kuvvetli oldugu gibi Dogu ve Bati Türkistan'in iklimi, bitki örtüsü; iktisadî ve sosyal yapilari da birbirine büyük ölçüde benzer. Bati Türkistan da Rus isgal döneminde önemli sanayilesme hamleleri görülürken, Dogu Türkistan da sanayilesme yok denecek kadar azdir. Ayrica mevcut sanayi isletmelerinde Türkler degil, Çin den getirilen Çinli göçmenler çalistirilmaktadir. Dogu Türkistan geçimlerini tarim ve hayvancilikla saglamaktadirlar. Sanayilesmis toplumlarda nüfus artis hizinin yüksekligi bilinen bir gerçektir.
1901' de Çin ' e giden Osmanli Heyetinin, Çin isgalindeki Dogu Türkistan 'gitmelerini Çin deki Ingiltere elçisinin girisimiyle önlenmesi(9), Dogu Türkistan Türklügünün potansiyelinin önemini gösterdigi gibi, Dogu Türkistan Türklerinin Osmanli Devletine olan bagliligini göstermesi açisindan önemlidir. Dogu Türkistan ile her yönü ile benzerlik gösteren Bati Türkistan'da ki Türk boylarinin nüfus artis hizlari Sovyet istatistiklerinde açiklanmistir.
Buna göre:
TÜRK BOYLARI |
YILLAR |
NÜFUS ARTIS ORANI |
YILLAR |
NÜFUS ARTIS ORANI |
ÖZBEK TÜRKLERI |
1970-1979 |
% 35.5 |
1979-1989 |
% 34.0 |
KAZAK TÜRKLERI |
1970-1979 |
% 23.7 |
1979-1989 |
% 24.1 |
TÜRKMEN TÜRKLERI |
1970-1979 |
% 33.0 |
1979-1989 |
% 34.0 |
KIRGIZ TÜRKLERI |
1970-1979 |
% 31.2 |
1979-1989 |
% 32.8(10) |
Bati Türkistan Türklerinin 1970-1979 yillan arasindaki nüfus artis hizlari ortalamasi
% 30.85 , 1979-1989 yillari arasindaki nüfus artis hizlari ortalamasi% 31.225 tir. Çin isgali altindaki Dogu Türkistan'in nüfusu Çin ve Türk kaynaklarina göre incelendiginde ise
*1876 tarihli Mehmet Atif'in Kasgar Tarihi: 4. 799. 700
*25 Aralik 1879 (10 Muharrem 1297) de Kasgar Piyade Askeri Kumandani Mehmet Han'in Osmanli Devletine verdigi layihada: 5.000.000
*1929 yilina ait bir Çin kaynagi olan China Year Book'a göre: 4-6 milyon
*1938 yilinda Çinli Genel Vali Sin-Si Sey'in yaptigi nüfus sayimina göre: 4. 774. 77
*1949 yilinda Mao Ze Dung'un yaptigi açiklamaya göre: 9.000.000
*1953 yilinda Çin'in resmî nüfus verilerine göre: 4.218.000=
*1967 yilinda Çin'in resmî nüfus verilerine göre: 5. 726.000 .
*1982 yilinda Çin'in resmî nüfus verilerine göre: 13.081.438'dir.(Bu rakamin içinden Çinli nüfus çikarildiginda ise Türk nüfusu : 5. 376.918 olur.)
1876-1879 tarihleri arasindaki nüfus artis hizina baktigimizda Dogu Türkistan'in nüfus artis hizinin ortalama l.33 oldugu ortaya çikmaktadir ki; 19 yüzyilin son çeyregi içindeki zaman diliminde saglik imkânlarindaki yetersizlik, bebek ölüm oranlarinin günümüzden daha yüksek oldugu, ortalama Insan ömrünün daha kisa oldugu düsünülünce, nüfus artis hizinin normal kabul edilmesi gerekir.
1929 yilina ait Çin kaynagi ile 1953'teki Çin'in resmî nüfus verisi karsilastirildiginda Türk nüfusundaki azalma dikkati çekmektedir.
Çin'in 1967 yilindaki RESMI NÜFUS VERILERI ile ÇIN'IN 1982 yilina ait RESMI NÜFUS VERILERI karsilastirildiginda, Türk nüfusundaki azalma dikkati çekmektedir.
Tarihin her döneminde hakki, hukuku degil ama kuvveti taniyan Çin Devleti, bu resmî verileri ile Türkleri katlettigini, Türk nüfusu hakkinda gerçek rakamlari vermedigini kabul etmis olmuyor mu? Nasil oluyor da Dogu Türkistan'in komsusu olan Bati Türkistan da nüfus artisi hizli bir biçimde sürerken, Çin 'in nüfusu hizli bir sekilde artarken, tam bu iki bölgenin ortasindaki Dogu Türkistan Türklügünün nüfusu artmiyor da azaliyor. 1944 yilinda kurulan Dogu Türkistan Cumhuriyeti döneminde 5 Milyon aileye kimlik dagitilmistir ki bu en az 15–20 Milyon nüfusa tekabül eder.
Ancak biz her türlü yapilabilecek itirazlari dikkate alarak 1949 yilinda Mao Ze Dung'un belirttigi 9 milyon rakami bölgedeki Türk nüfusu olarak kabul ettigimizde, Dogu Türkistan'in nüfusunun günümüzde 43 milyon olmasi gerekmektedir. Dogu Türkistan'da nüfus artis hizini % 3 olarak aldigimizda -ki nüfus artis hizi daha yüksektir.
Dogu Türkistan'in nüfusu yillara göre söyledir:
DOGU TÜRKISTAN'IN YILLARA GÖRE NÜFUSU
YILLAR |
NÜFUS |
NÜFUS ARTIS HIZI |
MEYDANA GELEN ARTIS |
1949 |
9.000.000 |
%3 |
270.000 |
1950 |
9.270.000 |
%3 |
278.100 |
1951 |
9.548.100 |
%3 |
286..443 |
1952 |
9.834.543 |
%3 |
295..036.29 |
1953 |
10.129.579 |
%3 |
303.887.37 |
1954 |
10.443.466 |
%3 |
313.303.98 |
1955 |
10.756.769 |
%3 |
322.703.07 |
1956 |
11.079472 |
%3 |
332.384.16 |
1957 |
11.411.856 |
%3 |
342.355.68 |
1958 |
11.754.211 |
%3 |
352.626.33 |
1959 |
12.106.837 |
%3 |
363.205.11 |
1960 |
12.470.042 |
%3 |
374.101.26 |
1961 |
12.844.143 |
%3 |
385.324.29 |
1962 |
13.229.467 |
%3 |
396.884.01 |
1963 |
13.626.351 |
%3 |
408.790.53 |
1964 |
14.035.141 |
%3 |
421.054.23 |
1965 |
14.456.195 |
%3 |
433.685.85 |
1966 |
14.889.880 |
%3 |
446.696.40 |
1967 |
15.336.576 |
%3 |
460.097.28 |
1968 |
15.796.673 |
%3 |
473.900.19 |
1969 |
16.270.573 |
%3 |
488.117.19 |
1970 |
16.758.690 |
%3 |
502.760.70 |
1971 |
17.261.450 |
%3 |
517.843.50 |
1972 |
17.779.293 |
%3 |
533.378.79 |
1973 |
18.312.671 |
%3 |
549.380.13 |
1974 |
18.862.052 |
%3 |
565.860.53 |
1975 |
19.427.913 |
%3 |
582.837.39 |
1976 |
20.010.750 |
%3 |
600.322.50 |
1977 |
20.611.072 |
%3 |
618.322.16 |
1978 |
21.229.404 |
%3 |
636.882.12 |
1979 |
21.866.286 |
%3 |
655.988.58 |
1980 |
22.552.274. |
%3 |
675.668.22 |
1981 |
23.227.942 |
%3 |
696.838.26 |
1982 |
23.924.780 |
%3 |
717.743.40 |
1983 |
24.642.523 |
%3 |
739.275.69 |
1984 |
25.381.798 |
%3 |
761.453.94 |
1985 |
26.143.251 |
%3 |
784.297.53 |
1986 |
26.927.548 |
%3 |
807.826.44 |
1987 |
27.735.374 |
%3 |
832.061.22 |
1988 |
28.567.435 |
%3 |
857.023.05 |
1989 |
29.424.458 |
%3 |
882.733.74 |
1990 |
30.307.191 |
%3 |
909.215.73 |
1991 |
31.216.406 |
%3 |
936.492.18 |
1992 |
32.152.898 |
%3 |
964.586.94 |
1993 |
33.117.484 |
%3 |
993.524.52 |
1994 |
34.111.008 |
%3 |
1.023.330.14 |
1995 |
35.134.338 |
%3 |
1.054.030.14 |
1996 |
36.188.368 |
%3 |
1.085.651.04 |
1997 |
37.274.019 |
%3 |
1.118..220.57 |
1998 |
38.392.239 |
%3 |
1.151.767.17 |
1999 |
39.544.006 |
%3 |
1.186.320.18 |
2000 |
40.730.326 |
%3 |
1.221.909.78 |
2001 |
41.952.235 |
%3 |
1.258.567.05 |
2001 YILI SONU ITIBARIYLA : 43. 210. 802
Çin yönetiminin her türlü baskisina ragmen Dogu Türkistan Türkleri, sehirlerde yasayanlar için 1 çocuk, kirsal kesimde yasayanlar için 2 çocuk sinirlamasina uymamaktadirlar .
Çin ' in Türklerin nüfus artisini önlemek için yaptigi bütün sinirlamalara Türklerin uymayisinin temel sebebi millî bilinçtir. Zira da yasayan Türkleri, Çin yönetiminin kendilerini azinlik haline getirip yok etmek istediginin bilincindedir.
Hamile kadinlarin vahsi bir sekilde mecburî kürtaja tabi tutmalarina, agir ekonomik kosullara ragmen Türklerin nüfus artis oranlari yüksektir. Çin yönetiminin yaptigi baskilar, Türk nüfus artis hizini durdurmak yerine tersine nüfus artis hizini kamçilamaktadir.
da Çinlilerin yaptigi bir baska uygulama ise birden fazla çocugu olan ailelere kimlik vermemeleridir. dan gelenlerle yaptigimiz görüsmelerde (görüsme yaptigimiz kisilerin isimlerini güvenlik sebebiyle veremiyoruz) hemen hemen her ailenin 6- 7 tane çocuklarinin oldugunu ögrendik, hatta bazi ailelerin 11-12 tane çocuklari vardir .
Burada akla gelen soru sudur: Çin yönetimi 1-2 çocuktan fazlasina izin vermezken, nasil oluyor da Türkler 6- 7 hatta 11-12 çocuk dünyaya getirebiliyorlar?
Bu sorunun cevabi ise açiktir, Çinli memurlara rüsvet vermektedir. 1984,1986,1988 yillarinda Dogu Türkistan'a giden Halil Sivgin, Türklügünün 40-50 milyon arasi bir nüfusa sahip oldugunu, Çin yönetiminin gerçek rakamlari vermedigini belirtmektedir(11).
Birlesmis Milletlerin yaptigi tahminlere göre Çin ' de ( Çin tabiri ile Çin isgalindeki ülkelerde kastedilmektedir)1990-2030 yillari arasinda 490 milyon artis meydana gelecektir(12). Günümüzde her yil Çin de ( Çin tabiri ile Çin isgalindeki ülkelerde kastedilmektedir ) 15 milyon nüfus artisi meydana gelmektedir(13).
Tanzanya Devlet Baskani Julius Nyerere, By Bread Alone (Kuru Ekmek) adli kitabin basyazarina gönderdigi mektupta sunlari dile getiriyor: 15 Milyondan biraz fazla nüfusa sahip olan bir ülkenin yillik 5.3 lük bir nüfus artisi sonucunda 100 yil sonra 288 milyon olacagini belirtmektedir(14).
Yeni 100 yili içinde 19.2 kat nüfus artisi olmasi gerektigine dikkat çekmektedir. Eger Çin yönetimlerince soykirim gerçeklestirilmemis olsaydi, Dogu Türkistan'in nüfusunun 1970–1980 arasinda 100 Milyon olmasi gerekirdi. Dogu Türkistan disinda, Çin de özellikle Gansu eyaletinde Kazak, Kirgiz, Tatar, Özbek, Salar ve Yugur Türkleri azinlik olarak yasamaktadirlar. Çin de azinlik olarak yasayan Türklerin nüfusu 2 milyon civarindadir. Bu Türk guruplari içinde ise Kirgizlar yillik % 4 gibi yüksek bir nüfus artis hizina sahiptir. Diger Türk gruplarinin nüfus artis hizi da gayet yüksektir.(15) Çin, Dogu Türkistan Türklerinin Istiklâl mücadelesini, Çarlik Rusya'si, Komünist Rusya ile isbirligi yaparak bastirabilmistir. Sovyet Rusya'nin dagilmasindan sonra ise Çin, Dogu Türkistan Türklügünü sindirebilmek için yine Rusya ile isbirligi yapmaktadir.
ABD Baskani Bush 'un Amerika da ki ikiz kulelere düzenlenen saldirilardan sonra Çin'e yaptigi ziyarette, Çin yönetiminin, da Istiklâl mücadelesi veren Türkleri terörist olarak tanitmak istemesi, Dogu Türkistan Türklügünün potansiyelini ve Istiklâl arzularinin gücünü göstermesi bakimindan önemlidir.
Eger Çin yönetiminin açikladigi gibi Dogu Türkistan da 5-6 milyon civarinda Türk olsaydi; Çin Dogu Türkistan Türklerini sindirmek, yok etmek için Çarlik Rusya sinin, Komünist Rusya'nin, ve günümüz Rusya sinin yardimini istemezdi.
KAYNAKLAR:
1. Mehmet Atif, Kasgar Tarihi, 1911, s.11
2. BAO. Yildiz Evraki, Kisim 33,Evrak No :1638
3. Hizirbek Gayretullah, Altaylarda Kanli Günler, Ist.,1996 4. China Year Book 1935. s.106
5. Mao Ze Dung, Seçme Eserler, C.5 ''Tibet deki Orduya Talimatlar.'' 6. Mirza Hayit, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadele Tarihi
7. Türkiye Diyanet Vakfi, Islâm Ansiklopedisi, c.8,Ist, 1993, s.327 8. Meydan Larouse Ansiklopedisi C.21,s.212
9 .Hee-Soo Lee, Islâm ve Türk Kültürünün uzak Doguya Y ayilmasi, T.D.V Yay.~ara1991 s.190-194
10. Türk Dünyasi El Kitabi, C.l,T.K.A.E Yay, Ankara, 1992, s.61
11. Yeni Türkiye Dergisi, Sayi 15, Mayis-Haziran 1997, s.1026
12. Lester R.Brown, Haal Kane, (Çev. Nilgün Karasagi), Yanni Düsünmek, s.36 13. Lester R.Brown, Haal Kane, a.g:e. ,s.29
14. Lester R.Brown, Haal Kane, a.g.e. ,s.27-28
15. Yeni Türkiye Dergisi, Sayi 15, Mayis-Haziran 1997, s.143
* Çin yönetimi Dogu Türkistan da yasayan Çin halkindan bahsetmektedir. Dogu Türkistan da hiçbir zaman Çin Halki bulunmamistir. Çin yönetimini bu iddiasini ispata davet ediyoruz. Komünist Çin yönetiminin Dogu Türkistan ' i isgal ettikten sonra bölgenin etnik yapisini degistirmek için bölgeye getirdigi Çinliler disinda tarihîn hiçbir döneminde Dogu Türkistan da ciddî manada bir Çinli nüfusu bulunmamistir.
** Çin yönetimi Sinkang halki (!) diye bir tabir ileri sürüyor ve Çinlilerle Türklerin karismasindan meydana geldigini iddia ediyor. Çin yönetiminin isgali altinda tuttugu Dogu Türkistan da Çinlilerle Türkler arasindaki evlilik oranini açiklamaya davet ediyoruz. Çin yönetimi böyle bir açiklama yaparsa, yaptigi açiklamanin dogrulugunu '' uluslar arasi bir komisyona''inceletebilir mi?
Din ve Mezhep Itibariyle Dogu Türkistan nüfusunun % 80'den fazlasi Islâm dinîndendir. Çogunlugu Hanefi, az bir kismi da safi mezhebindendir. Yillar itibariyle nüfus artis hizini Çin Halk Cumhuriyeti gizli tutmakta. Ilân etmemektedir. Bir aileye en fazla 2 çocuga kadar izin vermektedir. Bu da göstermektedir ki, orada yasayan Müslüman halkin nüfus artisini en aza indirmeye çalismaktadir.
ÇINLI GÖÇMEN YERLESTIRILMESI
Dünya sömürge tarihine göz attigimizda görürüz ki, sömürge durumuna düsmüs hiçbir millet, sömürgecilere ve irkçilara karsi verdigi mücadele ile yok olup gitmemistir. Ancak sömürücülerin asimilasyon uygulamalari yoluyla yok olmaya yüz tutmus birçok millet vardir. Sömürgecilerin bu amaca ulasmak için kullandiklari en güçlü yöntemin göçmen (yerlesimci) transferi oldugunu tarihten ve günümüzdeki örneklerinden müsahede etmekteyiz.
Sömürgeciler göçmenleri kullanarak yerli milletin kültür, egitim, iktisat,din, ekonomi hayati gibi alanlarina direkt etkide bulunarak kendi degerlerini dayatirlar. Böylece yerli halkin dini ve millî duygularini tamamen yok etme uhdesini güderler.
Çin'i inceleyelim. Durumun en canli örnegi: Çin'de yüzyillarca hükümranlik "Mançulardir, ismi var cismi yok çünkü onlar Çin medeniyeti içerisinde eriyip gitmisler, millî benliklerini kaybetmislerdir. Sayet onlari Çin'in içine dagilmayip Mançurya'da kalip atalarindan kalan kültürün laigi ile mirasçisi olabilselerdi tipki Tibet ve Dogu Türkistan'lilar gibi millî benliklerini muhafaza edebilirlerdi.
Pratikte de durum böyle. Çin'in hangi bölgesi daha az göçmenin istilasina maruz kalmissa o bölge halkinin millî ve dini duygulari ayni oranda güçlü olmustur.
Bugün Dogu Türkistan'da da ayni durumu görüyoruz. Çinli göçmenlerin sayisinin fazla oldugu bölgelerle az oldugu bölgelerdeki Uygurlarin, millî ve dini degerlere sahip çikma hassasiyet gösterme açisindan olusan fark ciddi boyuttadir.
Örnegin Dogu Türkistan da Çinli göçmenlerin sayisinin en fazla oldugu sehirlerden biri olan Urumçi'de Uygurlarin önemli bir kismi içinde Çin kültürü benimsenmeye basladi. Özellikle bir kisim Uygur gençleri ulusal kiyafet giymeyi ve millî yasama biçimini ayip saymaya basladilar. Hatta kendi aralarinda Çin'ce konusmakla övünür oldular, dini duygulari (Inanislari) güçlü olan kimseleri küçük görmeye basladilar. Günlük hayatta Çinli'leri taklit ediyorlar. Dogu Türkistan'in güney bölgelerinden çalismak için Urumçi'ye gelen insanlari küçümsüyor, disliyorlar. Bir Çinli gördüklerinde ise saygida kusur etmemek için halden hale girecek kadar zavalli olmuslar. Kimi Uygur kizlarinin giyim ve makyaji öyle bir raddeye ulasti ki, onlarin Uygur mu, Çinli mi oldugunu bilemezsiniz. Bu saydiklarimiz Çin asimilasyonunun en agir sonuçlarindan bazilari.
Çinli göçmenleri sayisinin az oldugu Hoten yada Kasgar'a baktigimizda dini ve millî özelliklerin ne kadar saglam korundugunu ilk anda hissedersiniz.
Dogu Türkistan'in sömürge sürecine göz attigimizda, Dogu Türkistan halkina acimasizca etnik temizlik uygulandigini görüyoruz.
Ancak müstemlekecilerin hiçbiri Dogu Türkistan'a genis çapli göçmen yerlestirme yöntemi uygulamamis, askerî güce dayali hakimiyet kurma girisimiyle yetinmislerdi. Bu nedenle, Uygurlar sayisiz kurban vermis olsa da millî miraslarina sahip çikmislar, dini duygularini korumuslar ve millî benliklerini bir bütün halinde bu güne getirebilmislerdir. Komünist Çin devreye girince vaziyet tamamen degisti. Sovyetler Birliginin Orta Asya'daki Türk cumhuriyetlerine çok sayida Rus göçmen göndererek asimile etme politikasindan ilham alan Çin hakimiyeti, silah kullanarak bir milleti yok etmenin imkansiz-ligini, dünya kamuoyunun da buna izin vermeyecegini hesaba katarak büyük göçmen dalgalari ile Uygurlari bogmayi düsündü.
Bu noktada sunu da eklemeliyim: Dogu Türkistan'a komsu olan Kazakistan, Kirgizistan gibi cumhuriyetlerin bugünkü durumuna baktigimizda bölge halklarinin Rus asimilasyonundan ne kadar etkilenmis olduklarini apaçik görebiliriz. Bagimsizliklarini kazanmis olmalarindan 10 yil geçmis olsa da, onlar hala Rus kültürünün etkisinden kendilerini kurtarabilmis degiller.
Rus asimilasyonundan en çok etkilenmis olan Kazakistan'dir.bu gün kazaklar millî ve dini duygularini kaybetme asamasin-dadir, hatta çok sayida ki kazak genci ana dilini unutmus durumdadir. Rus kültürü Kazakistan'in her yerinde güçlü bir hakimiyet tesis ettiginden Kazakistan görünüste her ne kadar bagimsiz olursa olsun kazak halki kendine hala "sömürülen ülke" vatandasi gibi düsünmekte hissetmektedir.
Kazakistan'in yeni geçmisini inceledigimizde Sovyetler Birligi ile Çin hakimiyetinin sömürge topraklarinda göçmen yerles-tirme uygulamalarinin birbirine ne denli çok benzedigini görürüz.
2.717.300 km² yüzölçümüne sahip Kazakistan'in bugünkü nüfusu 16.646.000 Nüfusun %39,7'si Kazak, %37,8'i Rus, %5,8'i Alman, %5,4'ü Ukrayna, %1,1'i ise Beyaz Rus'tur.
Genel nüfusun %2'sini teskil eden Özbekler ile %1,1'ni olusturan Uygurlari hesabin disinda tuttugumuzda Kazakistan'da yasayan Türk soylu diger milletlerin toplam nüfusa orani %2'yi bile ancak bulur. Hasili, Kazakistan'da yerli nüfus, top-lam nüfus içerisinde az paya sahittir. Rus, Alman, Ukrayna, Belarus, Koreli, Leh, Yunan, Moldovali(Rumen), Ermeni ve Yahudi gibi farkli milliyetlere mensup göçmenlerin orani %57 ; Kazak, Özbek,Tatar, Uygur gibi Türk soylu milletler kalan % 47 'sini olusturmaktadir.
Çin hakimiyeti önceleri göçmen yerlestirmeye pek o kadar önem vermemis olmasina ragmen, Rusya bunun tam aksi yönünde bir uygulamaya ortaya koyarak, Kazakistan'i da içine alan Bati Türkistan'i bütünüyle istila ettigi XIX. yüzyilin ortalarindan itibaren bu bölgede planli biçimde göçmen yerlestirme islemlerini yürütmüs ve 1952 yilina kadar sistemli olarak devam ettirmistir.
Rusya da patlak veren (1914-1926 ) iç savaslar sürecinde Bati Türkistan'a göçmen yerlestirmeleri askiya alinmissa da , Rusya hakimiyeti ele geçiren Komünist Sovyet otoritesi, Çarlik döneminin uygulanmasini 1926'dan itibaren yeniden hayata geçirdi.
Rus Istatistiklerine göre 1897 yilinda Kazakistan dahil olmak üzere Bati Türkistan'in toplam nüfusu 10.846.800 idi. Bu nüfus içerisinde Ruslarin orani %7 civarindaydi. 1926 yilinda, Rus göçmenlerinin orani %20'ye, 1959'da %32,2'ye, bugün ise %53'e ulasmis durumdadir. Rus (ve diger yabanci unsurlar) nüfusun yerli halktan fazla olmasina ragmen bagimsizliktan bu yana taraflar arasinda büyük çapli sürtüsme yada çatisma yasanmistir. Bilakis, yerli halk ve diger unsurlar omuz omuza vererek Kazakistan'i yeniden insa etmenin mücadelesini verir olmuslardir. Bu durumun birinci sebebi: Hem Çarlik dönemi Sovyet dönemi Rusya'sinin izledigi tutumdur. Ruslar göçmen yerlestirmede uygun sartlar, imkanlar hazirlamis, göçmenleri yerli halkin yogun biçimde yerlestigi alanlara yönlendirmisler. Yerlesim merkezlerinin etrafinda yeni sehirler, köyler, pazarlar kurarak göçmenler için iskan, is, gida ihtiyaçlarini gidererek altyapi sorunlarini önceden planlamislar ve uygulamislardir. Ilk gelen göçmenler sonrakiler için ortam hazirlamislardir. Yerli halkin kurulu düzenine zarar verilmeyince onlarda göçmenlere karsi kinlenme meydana gelmedi.
Ikinci sebep: Rusya göçmenleri hiçbir zaman Çin göçmenleri gibi otorite ile birlesip yerli halka zulmetmeye çalismis olmamasidir. Bunun yerine tarafsiz kalmayi tercih etmislerdir.
Üçüncü sebep: Sovyetler, yerli milletlere Rus kültürünü empoze etmeye amaçlamis olmasina ragmen iktisadi yönden Rus göçmenleri ile yerli halklar arasinda ayrim yapmamis, dengeli bir kalkindirma politikasi uygulamistir.
Dördüncü sebep: Rus göçmenlerinin bilimsel, kültürel seviyesinin üst düzeyde olmasi, yerli halkin onlara isinmasini sagla-di.Saydigimiz bu etkenler Orta Asya Cumhuriyetlerinde Rusya göçmenleri ile yerli halk arasinda sürtüsmeleri engellemistir.
Ancak Çin'in etnik farklilik arz eden bölgelere göçmen yerlestirme uygulamasini inceleyecek olursak sunlari görürüz: Göçmen yerlestirme yöntemi, göçmen sayisi, kültür seviyesi, göçmen gruplarinin yapisi, alt yapi sorunlari; siyasi iktisadi, sosyolojik açilardan göçmenlerle yerli halk arasinda yürütülen politikalar yönünden Çin yönetimi sabik Sovyetler Birligi'nin uygulamalarindan oldukça fazla faklilik göstermektedir.
Çin'in Dogu Türkistan'da göçmen yerlestirme uygulamasi resmi olarak 1949 da basladi. O yildan önce Çinli göçmenlerin sayisi - askerler dahil olmak üzere 400.000 civarinda idi. Bugün 7.000.000'a ulasmistir.
Halihazirda Dogu Türkistan'da Çinli göçmenlerin sayisinin artmasinda paralel olarak, yerli halk ile Çinliler arasinda kin ve nefrete dayali gerginlik gün be gün artmakta, buna bagli etnik çatismalarin siddetlenerek arttigi dünya kamuoyu tarafindan bilinen bir gerçek Dogu Türkistan'daki bu gibi durumlar sadece dis dünyada faaliyet göstermekte olan Uygur teskilatlari degil; disaridaki demokratik Çinli teskilatlarini da endiseye sevk etmektedir. Özellikle Dogu Timor'un bagimsizligini kazanmasi esnasinda yasanan iç çatismalar ve etnik kavgalar hem Dogu Türkistan teskilatlarina hem de demokratik Çinli teskilatlarina "Dogu Türkistan'daki Çinli göçmenler meselesini" artik ciddi biçimde ele almak gerektigini hissettirdi.
Bilindigi gibi geçen yil Endonezya sömürgesi olan Dogu Timor halki BM'nin onayi ve denetimi ile ulusal bagimsizligini ilan etmisti.Ancak Dogu Timor'da yasayan Endonezya göçmenleri, Endonezya hükûmetinin güdümüyle genis çapli silahli çatismalar çikararak bir anda bölgeyi kan gölüne çevirmisti. O kadar ki Dogu Timor'da bulunan BM görevlileri dahi can güvenliklerini korumakta zorlanmislardi. Endonezyali göçmenler sayilari az olmasina ragmen hükûmet tarafindan gizlice silahlandirilmis ve yardim görmüstü, bu sebeple silahsiz ve korumasiz kalmisti. Öyle ki, çatismalar sirasinda Dogu Timor ulusal direnis önderleri bile canlarini kurtarmak için çareyi Avusturya'ya kaçmakta bulmuslardi.
Toparlamak gerekirse, Dogu Timorlular Dogu Türkistan ve benzeri sömürge ülkelerinde yasayan milletler için çok anlamli bir savas verdiler. Su anda Dogu Türkistan'da yerli halk ile göçmenler arasindaki ciddi gerilim; Tibet ve Dogu Türkistan gibi bölgelerde komünist ideoloji ve Çin Komünist Partisinin uygulamalarina yavas yavas göstermekte bas kaldirirlar, ilerde Çin'de komünist hakimiyeti kaldirma, demokrasiyi getirmek için kavga veren dis ülkelerdeki Çin demokratik güçlerini simdiden endiseye sevk ediyor.
Eger disarida faaliyet gösteren demokratik Çinliler ile Dogu Türkistan'da yasayan Çinli göçmenler mukayese edilecek olursa, kisilik ve dünya görüsü açisindan aralarinda önemli farklar oldugu görülür. Dogu Türkistan'daki göçmenler kendilerini siradan Çin vatandasi olarak degil de Çin otoritesinin temsilcisi olarak görmekte ve Çin hakimiyetinin Dogu Türkistan halkina uyguladigi zulme bilfiil istirak etmektedirler.Bu yüzden Dogu Türkistan halki Çin otoritesine duydugu nispette Çinli göçmenlere de nefret beslemektedir. Nitekim, doksanlarin basinda Çinliler arasinda "Gongsendang sadece Sincang'da kaldi." seklinde söylemler dile getirmeye baslandi. Disaridaki demokratik Çinli hareketlerinin önderlerinden Wei Jing- Shing, Lou Hong Da, Yeng Ja-Ki, Qimo gibi isimler, Uygur teskilatlarinin sorumlulari ile bir araya geldiklerinde meseleyi tekrar tekrar görüsmüs ve meselenin bir an evvel fark halledilmesi gerektigi yönünde fikir beyan etmislerdir. Bu yil Cenevre'de toplanan Birlesmis Milletler Insan Haklari Komitesi'nin 56. toplantisinda Wei Jing- Shing, Uygur vekillerle bulusmasinda sirf bu konu hakkinda bir saate yakin görüsmüs, fikir alis verisinde bulunmustur. Toplantida "Dünya Uygur Gençleri kurultayi"nin temsilcileri, Wei Jing- Shing baskanligindaki Çin heyetine, Dogu Türkistan'daki etnik karsitliklarin ilerlemesinde etkili olan önemli amilleri asagida siralayacagimiz birkaç baslik altinda özetledi.
1. Çinli Göçmenlerin Sayisinin Hizla Artmasi
1949 yilinda Komünist Çin'in Dogu Türkistan'i istila etmesinden önce, bölgedeki Çinli göçmenlerin sayisi ancak 400.000 civarinda idi, bu günse bu sayi 7.000.000 yaklasmis durumdadir.(Çin'in resmi istatistiklere göre ) Dogu Türkistan'da yerli halk göçmenlerin sayisinin artmasina paralel olarak iktisadi açidan giderek daha zor durumlara düsmektedir.Ekim-dikim yapilacak toprak, konut, istihdam, üretim, esnaflik ve diger maddi alanlarda Çinli göçmenlerin agir müdahale ve yaptirimlariyla karsi karsiya kalmaktadir. Örnegin: Çin hükûmeti Dogu Türkistan'i "Topragi genis, zenginlikleri bol"sloganiyla vatandaslarina pazarlamakta iken; aslinda Kasgar, Artus, Hoten gibi birçok bölgede çalisan kisi basina düsen ekilebilir toprak miktari 1 mo'yu bile bulmamaktadir.hal böyleyken bu bölgelere yerlestirilen Bing Tüenli Çinliler sahip olduklari ekilebilir topragi islemekte güçlük çektiklerinden, Çin'in iç bölgelerinden ücret karsiligi tarim isçisi getirip istihdam etme yoluna gitmektedirler.bunlarin disinda issizlik, is güvenligi, sosyal güvenlik gibi konularda da yerli halk ile göçmenler arasinda çift standart uygulanmasi gibi sebepler taraflar arasindaki gerginligi tirmandirmaktadir.
2. Çinli Göçmenlerin "Büyük Çin Ideali"
Komünist Çin hakimiyetinin tesvikiyle Dogu Türkistan'daki göçmenlerin "Büyük Çin" ideali git gide güçlenmekte ve yerli halka ikinci sinif insan muamelesi yapmaktadirlar. Bu tutum nedeniyle göçmenlerin yerli halkin geleneklerine saldirmalari, onlari her alanda hor görmeleri,her firsatta alay etmeleri siradan olaylar halini aldi.
3. Çinlilerin Yerli Halki Katletmesi
Komünist Çin otoritesinin sovenist propagandalariyla cesaretlendirilen göçmenler, kendilerini normal bir vatandas degil de yerli halka nezaret etmekle yükümlü bir nevi gardiyan görmektedir. Bu yüzden, yerli halkin Komünist hakimiyetinin zu-lümlerine karsi giristigi her ayaklanmada, Dogu Türkistan'daki Çinliler hemen silahlarini çekip Çin askerî ya da polisin safina geçmekte, silahsiz yerli halkin üzerine ölüm kusmaktadirlar.
Çin otoritesinin uyguladigi toplu tutuklama ve bastirma hareketlerinde en ön safta yer almaktadirlar. Dogu Türkistan'da patlak veren "Barin olayi", "Hoten olayi", "Gulca olaylari" gibi ulusal ayaklanmalarin bastirilmasinda Bing Tüen "karmak"indaki ve Yeza Igikil 5. bölgesinde konuslanmis "halk askerleri" ve Kasgar'daki Çinlilerden olusan "halk askerleri" operasyonlarda bilfiil yer aldilar.
Yeza Igilik 4. bölgenin halk askerleri operasyonlarin basindan sonuna kadar olayin içinde oldular. Modern teknoloji ürünü agir silahlarla donanmis Bing Tüenli halk askerleri, Gulca olaylari sirasinda (8 Subat 1997 ) sehirde geçit resmi düzenlenmis yerli halka gözdagi vermeye çalismistir. Böylesi olaylar Dogu Türkistan'daki etnik gerginligin tirmanmasina sebep olan en önemli etkenlerdir.
Tabiî ki bu saydiklarimizin disinda da siyasi, iktisadi, sosyolojik, egitim, kültür ve kanuni düzenlemeler gibi bir çok noktada Dogu Türkistan halkiyla Çinli göçmenler arasinda etnik çatismalari tirmandiran sebepler mevcuttur.
Çin Demokratik Hareketinin önderi Wei Jing- Shing de Cenevre'de Uygurlarla gerçeklestirdigi sohbette; Uygur temsilcilerinin de Türkistan'da yerli halkla göçmenler arasindaki sürtüsmenin artmasinin temel nedenleri hakkinda ki tespitlerine bütünüyle katildigini dile getirdi. Ayrica bu durumun ortaya çikmasinda bütün sorumlulugun komünist Çin hakimiyetine ait oldugunu da ekledi.Wei Jing- Shing sözlerine söyle devam etti: " Dis Ülkelerdeki Demokratik Çin Teskilatlarinin Dogu Türkistan, Tibet gibi bölgelerdeki siyasi haklarin daha yakindan takip edilecegini ve bundan sonra bu bölgelerde Çin Demokratik Hareketini canlandirmak için çalisacaklarini önemle vurguladi."
Wei Jing- Shing'in Dogu Türkistan'daki ayaklanmalara verdigi destek de kayda deger. Kendisi 1999'da Almanya'da ve bu yilin nisan ayinda Cenevre'de Uygur temsilcileri ile bir araya geldiginde sunlari dile getirdi: Ne yazik ki Dogu Türkistan gibi << Az Nüfuslu Milletler >> in yasadigi bölgelerde komünist Çin hakimiyetine karsi gerçeklestirilen hareketler iki baslik altinda toplanabilir. Birincisi, bu bölgelerdeki yerli halktan kendi kaderini tayin etme hakkini elde edebilmek için verdigi ulusal mücadelelerdir. Ikincisi, << Az Nüfuslu Milletler>> bölgesinde yasayan Çinlilerin demokratik özgürlükleri ve haklarini elde edebilmek için verdikleri mücadelelerdir. ( Görüldügü üzere böyle bölgelerde yasayan hem yerli halk hem Çinli göçmenler ayni amaç için mücadele vermektedirler.Ç.N).* Ancak komünist Çin hakimiyetinin kiskirtmalariyla mezkûr bölgelerde yerli halklarla Çinliler arasinda sürgit zitliklar ve sürtüsmelerin devam ede geldigini; bu yüzden bu iki tip mücadele arasinda çok büyük farklar vardir. Biz, onlarin güçlerini birlestirmesi ve koordineli hareket etmesi için çaba sarf ediyoruz.
Wei Jing- Shing'in fikirlerinden anlasiliyor ki, Çin demokratik güçleri << Az Nüfuslu Milletler >> bölgelerinde ki Çinli göçmenleri Çin hakimiyetinden ayirmak ve bu yolla zorba hakimiyete agir bir darbe vurma amacini gütmektedir.
Wei Jing- Shing'in bu bölgelerde ki silahli mücadeleler hakkindaki degerlendirmeleri de oldukça gerçekçi kabul edilebilir: << Az Nüfuslu Milletler>> bölgelerinde yasayan insanlarin içinde bulunduklari sartlar göz önüne alindiginda onlarin degisik mücadele metotlarini tercih ettigini görüyoruz. Bu yüzden Dogu Türkistan'da komünist Çin hakimiyetine karsi kullanilan << silahli mücadele yöntemi >> mesru bir yöntemdir. Bu tarz mücadeleler sadece Dogu Türkistan'da degil Çin'in iç ülkelerin-de de verilmektedir. Ben, kavga veren milletlerin verdikleri mücadelelerde hem birbirine yardim etmelerini hem de kendi aralarinda uzlasma saglayarak savaslarina devam etmelerini ümit ediyorum. Milletlerin kendi kaderini tayin etme hakki en temel haklardan biridir.Eger Çin'de demokrasi hekim olursa sadece Dogu Türkistan halki degil Çin'de yasayan tüm milletler kendi kaderini tayin hakkina sahip olacaktir. Bu, Çin demokratik hareketinin temel prensiplerindendir.
Disarida faaliyet gösteren demokrat Çinliler her ne kadar yukaridaki görüsleri dile getiriyorlarsa da Dogu Türkistan'da yasayan Çinli göçmenlerin demokratiklesme ve bu sayede Dogu Türkistan ve Tibet gibi bölgelerde ki etnik çatismalari gidermek için hiç çaba göstermiyorlar. Aslinda bu demokratik Çinli teskilatlarinin Dogu Türkistan ve Tibet benzeri bölgelerde yasayan Çin vatandaslarina yönelik yönlendirmeler, bu bölgelerde ki Çinli göçmenlere << Insan Haklari Evrensel Beyannamesinin >> ön gördügü demokratik fikirlerini reddetmesini, göçmen yerlestirme politikalarin kurbani olmamalarini, yerli halkin insani haklarina ve geleneklerine saygi göstermelerini özendirip tesvik etmesi gerekirdi.
Bilindigi gibi Çin'de demokratik hareketler her geçen gün daha da güçlenmektedir. Fakat bu hareketlerin Dogu Türkistan ve Tibet gibi benzeri bölgelerde henüz etkisi yoktur.
Bilakis, bu bölgelerde yasayan Çinli göçmenlerin komünist ve sövanist fikirleri gittikçe güçlenmektedir. Öyle ki bu bölge-ler komünizmin kalesi olmustur. Bu durum demokratik Çin hareketi için çok büyük bir sorun olarak ortada durmaktadir. Eger Çin demokratik güçlerinin bu bölgelerdeki Çinli göçmenlere yönelik -bugünden itibaren- sistemli bir egitim tatbik etmemesi halinde; Çin'de demokratik bir yönetim hakim oldugunda Dogu Türkistan ve Tibet gibi bölgelerde dünya barisini tehdit eden büyük çapli etnik savaslar hatta bölgesel iç savaslarin patlak vermesi ihtimali çok kuvvetlidir.
Dis dünyada faaliyet gösteren Uygur teskilatlari, bu tehlikeyi daha önceden fark ettikleri için bazi tedbirler almislardir. Uygur halklari tarafindan genel kabul görmüs olmasa da bütün Uygur teskilatlari kendi nizamnamelerin de Uygur halkinin gerçek düsmaninin Çin halki olmadigini müstebit ( zorba ) komünist Çin hakimiyeti oldugunu söylemektedir. Dogu Türkistan halkinin kendi kaderini belirleme hakkina saygi gösteren bütün demokrat Çinlilerle yardimlasabilecegini dile getirmektedir. Uygur teskilatlarinin böyle düsünmesinde 90'li yillardan sonra dis ülkelerde ki bazi demokratik Çinli örgütlerin Dogu Türkistan ve Tibet gibi bölgelerdeki ulusal hareketler hakkinda bazi olumlu fikirlerini açiklamalari önemli rol oynamistir.
Mücadele içindeki bazi insanlarimiz : " Çin hakimiyeti öteden beri Dogu Türkistan'a yönelik << parçala yönet >> politikasini uygulamaktadir. Öyleyse biz de Çin'e karsi ayni yöntemi uygulamaliyiz. 1 milyar 300 milyon Çinlinin hepsini kendimize düsman edinmemeli; otorite ile halki, rejim yanlilariyla siradan vatandaslari, halkimiza yakinlik gösteren demokratik Çinlilerle komünist hakimiyetin yaltakçiligini yaparak Uygurlara ceza verenleri birbirinden çok iyi ayirip ona göre politika gelistirmemiz gerekir." demektedirler. Dogu Türkistan'daki Uygur teskilatlari da bu düsünceyi halkimiza sindirmeye çalisiyor. Sayet vatan içindeki millî güçlerimiz, Çin hakimiyetini tesvik ettigi gibi ve bütün Çin vatandaslarina cephe alma siyasetini takip etseydi her gün binlerce Çinli göçmen hayatini kaybederdi.
Çin hakimiyeti Dogu Türkistan'daki Çinli göçmenleri rejimin çikarlari dogrultusunda kullanmak için Dogu Türkistan'daki millî hareketlerin yöntem ve içerigini saptirarak, bazi büyük ayaklanmalarda hayatini kaybeden üç bes Çinlinin cesedi üzerinde propaganda yaparak Çinli göçmenlerin yerli halka olan kin ve nefret duygularini tirmandirmaya çalisti. Örnegin; 1997 yilindaki Gulca olaylarinda yüzlerce masum Uygur hayatini kaybetmisti. Çin hakimiyeti olaylarin patlak vermesinden bugüne kadar Gulca bölgesindeki Uygurlari tutuklamaya ve ölüm cezasina mahkum etmeye devam etmektedir.
Çin hakimiyeti ne iç ne dis propagandalarinda Gulca olaylarinda hayatini kaybeden günahsiz Uygurlardan hiç bahsetmemistir. Aksine, olaylar esnasinda yüzlerce Çinlinin << etnik ayrilikçilar >> tarafindan zalimce katledildigini iddia ederek hem Çin vatandaslarini hem de dünya kamuoyunu yaniltmaktadir. Gerçekte bolca olaylarinda ölen Uygurlarin sayisi Çinlilerinkinden kat kat fazlaydi. Örnegin " Sinjiang Uygur Otonom Bölgesi Partikom Arastirma Ofisi"nin raporunda " Sinjiang 'in Etnik Bölücülüge Karsi Mücadele Tarihi" adli kitapta Gulca olaylarinda ölen Çinlilerin sayisi yedi kisi oldugu belirtilmistir.Yabanci haber ajanslari bu olaylarda ölen Uygur sayisinin dörtyüz kisi civarinda oldugunu tahmin etmekteler. Ya-kinlarda Gulca'dan kaçip Almanya'ya gelerek siginma basvurusu yapan Abdusükür adli Uygur'un ifadesine göre; bugünler-de Gulca'da Çin hakimiyetinin organize etmesiyle Çinli göçmenlerin ve askerlerin, mangalar halinde ekipler kurarak Uygurlari toplu halde dövme olaylari siklasmistir.Çin hükûmeti Çinli göçmenleri sorguya çekmek söyle dursun nefsi müdafaa eden Uygurlari " etnik bölücülük yapmak suçundan" sorguya tâbi tutmaktadir.
Toparlarsak; Çinli göçmenler Dogu Türkistan'daki bütün zitlasma ve itilaflarin yegâne sebebidir. Dogu Türkistan'daki Çinli göç-menlerin sayisinin artmasina paralel olarak Çin hakimiyetinin yerli halki asimile etme çalismalari hizlanmaktadir. Hatta bu Çinli göçmenler Dogu Türkistan'i da içine alan bütün Orta Asya'nin gelecegi için çok ciddi bir tehlikedir. Bu nedenle hem demokratik Çinli güçleri hem Dogu Türkistan millî hareketi güçleri bugünden itibaren Çinli göçmenler meselesini çok dikkatle ele almak gerektiginin bilincindedir. Bunun yani sira Dogu Türkistan'daki Çinli göçmenler meselesi öteden beri dünya kamuoyunun dikkatini çeken bir konu olmustur.© 2000 Dogu Türkistan - ETIC. Her Hakki Saklidir. Son Degisiklik: 28/05/01 22:01 Hazirlayan: Ötüken.Net
Nüfusun % 20'sine yakini Sehirde, % 80'i köylerde yasamaktadir. Halk tarim ve hayvancilikla mesgul olmaktadir. Isgalci Çinliler bu sayiya dâhil degildir. Sehirde yasayan Türklerin nüfusunun az olusunun nedeni, Çinliler'in köyden sehre çogu kontrol altinda tutmalari ve buna izin vermemeleridir. Türklere ikiden fazla çocuk yapmak yasaktir.
...
1991 yilinda Türkiye'de yayinlanan Dogu Türkistan Dergisince yapilan bir arastirmaya göre Dogu Türkistan'da Uygur Türkleri çogunlukta olmak üzere 35 milyon dolaylarinda Türk yasamaktadir. Isgalden sonra göç eden Çinli'lerin nüfusu ise 20 milyondan fazladir. Bu sayiyi Çin Halk Cumhuriyeti gizli tutmaktadir. Ama arastirmacilarin yaptigi çalismalara göre 20 milyondan fazla Çinli'nin göç ettigi saptanmistir. Dogu Türkistan'da büyük çogunlugunu Uygur Türklerinin teskil ettigi, Kazak, Tacik, Özbek ve Tatar gibi Türk Boylari da yasamaktadir. Ayrica bir miktar Çinli Müslüman da vardir. Müslüman ve Türk olmayan Çinli, Mogol, Sive, Dogu, Ruslar'san olusan azinliklar da mevcuttur. (Mahmut Niyazi)
Çin yönetimi Dogu Türkistan Türklerine 2'den fazla çocuk sahibi olmalarini yasaklayarak bu bölgeye Çin'in iç bölgelerinden her yil yüz binlerce Çin'li göçmen getirip yerlestirmektedir. Dogu Türkistan'da 1949 senesinde sayilari 250 bin olan Çinlilerin sayisi bugün nüfus nakli neticesinde 10 milyona ulasmistir. Çin yönetimi 21. Yüzyil basina kadar Dogu Türkistan'a 150 milyon Çinli yerlestireceklerini açikça söylemektedir.
Çin yönetimi Dogu Türkistan'i atom-nükleer deneme alani olarak kullanip bu topraklarin sahibi Türkleri soykirima tabi tutmaktadirlar. Dogu Türkistan Türkleri Çin yönetiminin zulüm ve baski siyasetiyle biraz daha bogulmakta ve seslerini Türkiye dahil dünyanin hiçbir yerinde duyuramamaktadirlar.
Dogu Türkistan'da üniversite ve meslekî liselere kabul edilen ögrencilerin %70 civarindakiler Çinli ögrenciler, %30'unu ise Türkler, Çinli Müslümanlar, Mogollar, Sibeler gibi etnik gruplar teskil etmektedir. Nüfus nispetinde Dogu Türkistan nüfusunun %30'u Çinliler, %70'i ise Türkler ve baska azinliklar olusturmaktadir. Üniversite ve meslek liselerine ögrenci kabul etmede bu nüfus nispetine tam ters olan bir nispet uygulanmaktadir.
SEYAHAT (TASINMA) HÜRRIYETI
Birlesmis Milletler Irk Ayrimciliginin Kaldirilmasi Komitesi Sözlesmesi'nin 5. maddesindeki garantilere ragmen, Çin hükûmeti, Dogu Türkistan'da seyahat(tasinma) hürriyetlerine kisitlama getirmis ve bu kisitlama devam etmektedir. Mesela bu bölgeye zorla yerlestirilen 70.000 kadar Çinli göçmenin Iç Çin'e geri dönme taleplerinin reddedilmesi üzerine, 1980'de isyan çikmistir.
Bunun yani sira yine bu sözlesmenin 5. maddesi ile garanti altina alinan "bir yerden ayrilma hakki" üzerinde de kisitlamalar mevcuttur. Dogu Türkistanlilar'in bir köyden baska bir köye, ilçeye, sehre göç etmeleri yasaktir ve izne tabiidir. Bilhassa kirsal kesimden sehre göç kesinlikle yasaklanmistir. (61) Bu nedenledir ki, Dogu Türkistan nüfusunun yaklasik % 90'nini kirsal nüfus olusturmaktadir.
...
ÇINLI GÖÇMENLER SORUNU
Dogu Türkistan'in en önemli sorunlarindan birisi,bölgeye planli sekilde asimilasyon amaciyla yerlestirilen Çinli göçmenler meselesidir. --Bölgenin demografik yapisini degistirmek, halki kontrol ve baski altinda tutmak, Müslüman Türk nüfusunu azinliga düsürmek, gelecekte yapilmasi muhtemel referanduma sayi çogunlugu olarak hazir olmak, Dogu Türkistan'a iyice yerlestikten sonra sinirin öte yakasindaki Kazakistan, Kirgizistan topraklarina sizmak ve bu suretle tüm Orta Asya'yi etki sahasi içine almak ve böylece ABD'yi, Japonya'yi ve batili ülkeleri dislamak suretiyle Türkistan topraklarindaki zengin kaynaklari tek basina sömürmek; bölgenin tarihi, kültürel yapisini, halkin yasayis tarzini, dini-millî kimliklerini degistirmek veya yok etmek, tren yollarini, sanayi merkezlerini korumak (63) gibi amaçlarla sistemli sekilde Çin Hükûmeti'nce bölgeye yerlestirilen Çinli göçmenler; toplumun güvenligini, huzurunu bozmakta, sosyal dengeleri zedelemektedir. Gelen göçmenlerin çogunlugunu askerler ve onlarin aileleri ile sabikalilar ve tutuklular olusturmaktadir.
Dogu Türkistan isgal edildigi 1949 yilinda sadece % 5 olan Çinli nüfusu, 1983 yili itibariyle % 40'a ulasmis durumdadir. Bölgede 1983 itibariyle resmi verilere göre Çinli nüfus sayisi 5 milyonun üzerindedir. Ancak bu rakamin üç katindan fazla göçmenin (asker, milis, teknik eleman) adi altinda bölgeye yerlestirildigi bilinmektedir. Ayrica; "bölgenin 200 milyon insani besleyebilecek kapasiteye sahip oldugunu" ifade eden ÇKP yöneticileri 2000.li yillarda 100 milyon Çinlinin bu topraklara transferi planlanmistir.
Dogu Türkistan'daki Çin nüfusunun gelisimi söyledir : 1949: % 5,5 / 1962: % 20,5 / 1975: % 41. (67) Görüldügü üzere, sistemli ve gittikçe artan bir Çin göçü vardir. Yilda 200 bin Çinli'nin bölgeye yerlestirildigi tahmin edilmektedir. (68)
Çinli göçmenler verimli arazilere, sanayi merkezlerine yerlestirilmis, bu bölgedeki halk ise baska bölgelere göçe zorlanmistir. Çinliler'in yerlestirildigi bir kasaba, Türkler'in meskun oldugu bir "ilçe"den daha iyi ekonomik sartlara sahiptir.
...
Sosyal Yapi ve Nüfus Durumu
Dogu Türkistan Halki ; Türk Dilinin muhtelif lehçelerini konusan ve fonetiklesmis Arap alfabesini kullanan Uygur,Kazak ve az sayida Kirgiz ,Özbek gibi Müslüman Türk boylarindan olusmaktadir. Halk Türk-Islâm inancina ve gelenegine simsiki baglidir.
1949 yilinda Komünist Çin ordulari Dogu Türkistan'i iskal ettiklerinde bu ülkede azinlik milletlerin sayisi 600.000 civarinda olup Dogu Türkistan nüfusunun %6sini teskil ederken günümüzde akin akin getirilen Çinli göçmenler sebebiyle Müslüman-Türk kendi ülkesinde "azinlik" haline düsürülmek üzeredir. "Üretim ve Insaat Ordusu","Güvenlik Birlikleri" gibi degisik isimler altinda getirilen Çinli göçmenler, ülkenin en mümbit bölgelerine yerlestirilmektedir. Urumçi, Aksu ve Kuça gibi sehirlerde Çin nüfus orani %80'i asmistir. Nüfusu 1 Milyonu bulan "yeni Çin sehirleri" kurulmustur. Ayrica 5000 kadar maden sahasinda "küçük yerlesim bölgeleri" tesis edilmis, buralarda iskan edilen Çinliler'e özel siyasi ve ekonomik imtiyazlar verilmistir. Yerli ahali ise bölgeyi terke zorlanmaktadir.
Devlet dairelerinde ve yerel yönetim birimlerinde ve sanayi tesislerinde çalisanlarin %95'i Çinli'dir.Dogu Türkistan'a yerlesen bu Çinliler,toplumun güvenligini,huzurunu bozmakta,çevreyi tahrip etmekte, yerel ekonomiyi ve geleneksel sanayi yok etmektedirler. Çin yöneticileri ,2000 yilinda bölgedeki Çin nüfusunu üç misline çikarmak zorunda olduklarini ifade etmislerdir. (DOGU TÜRKISTAN'IN TEMEL SORUNLARI Ismail Cengiz)
Özellikle geçmis 10 yil içerisinde Çin hükûmeti Uygurlara karsi siyasi baskisi fevkalade artti. Çin hükûmeti Uygurlara karsi planli ve baskici bir sekilde asimile edip yok edis siyasetine devam etmekte. Uygurlari dini inancindan vazgeçirmeye ve ananevi millî medeniyetini birakip Çin medeniyetini kabul etmeye zorlamakta. Uygur halkinin tarihini çarpitma ile yine millî egitim ve kültür sahalarinda fasistlik usuller ile yenileyis hareketi devam edip tarihi ve dini eserleri yakip yok edis dalgasini ayaklandirip ilk ve orta okullardaki Uygurca dersleri Çincelestirmeye ve millî ögretmen ve ögrencilerini kendi ana dilinden vazgeçirtip sikistirmakta. Çin hükûmeti Dogu Türkistan'daki Çinli göçmenleri arasina büyük Çin ideolojisini yerlestirmekte, onlari siyasi, iktisadi ve içtimai sahalarinda imtiyazlarindan mahrum ederek, Uygur halkina ise ikinci sinif muamelesi yapip Dogu Türkistan bölgesinde Çin göçmenleri ile yerli halk arasinda iktisadi ve baska türlü sebeplerdeki farklarin büyüyüp gitmesine sebep olmakta. Çin hükûmetinin baskici ve zulüm siyasetine karsi çikan ve riza gösteremeyen Uygurlar "millî bölücü", "kanunsuz dini unsur", "terörist" diyerek iftiralar ile tutuklayip hapislere atilmakta. Yada kanli sekillerde insafsizca bastirilmakta. Bu sebepten simdi Dogu Türkistan'in hapishaneleri Uygur siyasi mahkumlar ile dolup tasmakta.( Uygur Demokrasi Partisi'nin Amerikanin Disisleri Bakan Yardimcisi Lorne Corner Efendiye Yazdigi Açik Mektubu-"Uygur Demokrasi Partisi Merkez Komitesi")
Orta yaslarinda bir Uygur kadin alis veris yapmak için bir magazaya girdiginde dikkatsizlikten bir Çinli çocugun ayagina basivermis, bu bayan Çinli çocuk ve onun babasindan derhal özür dilemesine ragmen Çinli çocugun babasi Uygur bayana sövüp hakaretler savurmus ve dövüp-tekmelemis, sonra bu da yetmemis gibi eline bir tane demir sopa alip onunla döverek çaresiz kadini kan-ter içerisinde biraktiktan sonra, orada olayi gören baska bir Çinli göçmen "Vur, öldür, öldürsen de sorgu su-ali olmaz" diye bagirmis. Bu horlugu vicdanina yediremeyen Uygurlarsa kizginliklarindan o iki Çinli göçmeni çok fena dövmüsler, olaydan haber alan baska Uygurlar da arka arkaya gelip toplanarak, kisa sürede bir kaç bin kisi olmuslardir.
Kizginligini bastiramayan Uygurlar nahiye merkezine toplanarak "Biz hayvan miyiz" ki öldürülsek sorgu-sualimiz olmasin?" diyerek hükûmete karsi tepkilerini belirtmisler, bunu gören Çinli göçmenler de toplanarak Uygurlara karsi savunmaya geçmisler, Sonuçta Uygurlarla göçmen Çinliler arasinda feci bir kavga meydana gelip, her iki taraftan birçok kisi yaralanmistir. Çin hükûmet temsilcileri ise Uygur göstericileri dagitmak için "Hoten"de bekletilen tam silahlandirilmis polis ve jandarma bölüklerini kullanarak göstericileri kat kat çember içine almis, göz yasartici bomba kullanarak ayni meydanda 200 den fazla Uygur göstericiyi tutuklamislar. Olay zorbalikla bastirildiktan sonra Çin hükûmeti olayin özünü saptirarak "Bu millî bölücülerin kasitli ve planli olarak yaptiklari bir illegal harekettir" diye açiklama yapti ve olaya istirak edenlerin sorusturma ve tutuklama islerini 2-3 aya kadar devam ettirdiler.
...
Yine Dogu Türkistan Enformasyon Merkezi"nin vatandan direkt olarak aldigi istihbarat bilgilerine göre bu yil 3 nisan günü Dogu Türkistan'in "Fu Kang" nahiyesinde oturan "Sadir Emin" adindaki bir Uygur'un 11 ve 13 yaslarindaki iki kizi okuldan dönerken, mahalleye yerlestirilen 5 tane Çinli göçmenin birbirleri ardina nöbetleserek tecavüzüne ugramis. Kizlarin babasi "Sadir" ise mahalle polislerine giderek olayi sikayet etmistir, Çinli göçmen olan karakol müdürü inceleyelim diye 4 günü geçirmis, buna sabri tasan acili baba kizlarina tecavüz eden Çinli göçmenlerden birini yakalayip karakola getirmis. Bunu gören müdür "Sen kendi basina adam yakalamissin" diye "Sadiri" suçlayarak el ve ayaklarini kiskivrak baglayip feci bir sekilde dövdükten sonra nahiye karakoluna hapsetmistir.
Bir ay sonra " kendi basina adam yakalama" girisiminde bulunma suçundan 5 yillik hapis istemiyle Devlet güvenlik mahkemesi tarafindan tutuklanmistir. Bu haksizliga dayanamayan baba "Sadir" ise 7 mayis günü polis amirini paramparça ederek öldürmüs, zavalli baba ise baska bir polis tarafindan olay aninda kursunlanarak öldürülmüstür. Kizina tecavüz edenlerin cezalandirilmasini isteyen magdur baba Çin polisi tarafindan canindan edilmistir. (DOGU TÜRKISTAN RAPORU - 2001 KOMÜNIST ÇIN HÜKÜMETININ UYGURLARA UYGULADIGI KANLI SÖMÜRÜ HAREKATLARI DAHA DA SIDDETLENMEKTE)
"Üretim ve Insaat Ordusu ", " Güvenlik Birlikleri " gibi degisik isimler altinda akin akin bölgeye getirilen Çinli göç-menler, ülkenin en verimli bölgelerine yerlestirilirken yerli halk da kurak bölgelere göçe zorlanmaktadir. Türkler, en agir islerde karin tokluguna çalistirilirken, Çinli göçmenlere ise özel siyasî ve ekonomik imtiyazlar verilmektedir. Türk halki, kirsal kesimlerde ve kenar mahallelerde alt yapidan yoksun harabe evlerde otururlarken, Çinli göçmenlere alt yapisi tamamlanmis modern yerlesim bölgeleri insa edilmektedir. Sosyal yapidaki dengesizlik her bakimdan Türk halkinin aleyhine gelismektedir. Bir de Çinliler'e bakiniz.. (SOSYAL YAPIDAKI ESITSIZLIKLER© 2000 Dogu Türkistan - ETIC. Her Hakki Saklidir. Son Degisiklik: 11/07/00 18:45 Hazirlayan: Ötüken)